YENİ BULUŞLARIN PEŞİNDE KOŞMALIYIZ
Gönderen RASKOLNIKOV - Şubat 19 2009 15:50:54


Kanada’da son yıllarda yaptığı buluşlar ve icatlarda dikkatleri üzerine çeken Kanadalı ve Türk genç bilim adamımız Yılmaz Alimoğlu. Onun hayat hikayesi, imkanlara kavuştuğunda insanımızın neler yapabileceğini gösteriyor.

Haber Metni
Kanada’da son yıllarda yaptığı buluşlar ve icatlarda dikkatleri üzerine çeken Kanadalı ve Türk genç bilim adamımız Yılmaz Alimoğlu. Onun hayat hikayesi, imkanlara kavuştuğunda insanımızın neler yapabileceğini gösteriyor. Beyin göcünü tersine çevirebilmemiz için son yıllarda oluşan istikrar çok önemli; çünkü genç beyinlerimizin anavatanlarına olan ilgisini artırıyor. Alimoğlu, İstanbul'da 4 sene elektirik mühendisliği okumasına rağmen Kanada'ya geldiğinde tek kelime İngilizce bilmiyordu ve bilgisayar dünyasına yabancı idi. Toronto Üniversitesi’nde İngilizce öğrendikten sonra Elektronik kontrol sistemleri mühendisliği okudu ve 1996’da mezun oldu. Aldığı eğitim hayatını değiştirdi. İlk profesyonel iş hayatına, Scintrex adından bilimsel cihazlar konularında uzman olan şirketle başladı. Hardware ve Software mühendisi olarak çalışırken insanların güvenliğine katkıda bulunacak araçların buluşunda katkıda bulundu ve dünyanın ilk narkotik ilaç detektörünün icadında önemli rol oynadı. SiberCore’da ‘Senior Mühendis’ olarak İnternet alt yapısında kullanılan ilk search engine (arama motoru) chipin (saniyede 100 milyon arama hızı) tasarımda görev aldı ve teknoloji başarılı bir şekilde piyasa verildi. Cogency’de İnternet bağlantısının normal ev prizler üzerinde (alternatif gerilim hatları) yapılması için ekip olarak chip geliştirdiler ve şirketi Intellon şirketi satın aldı. Yeni buluşlar Electronic Design dergisi tarafinda yılın en başarılı projeleri arasında seçildi. Amerika’da ve Kanada’ da en saygın firmalarda çalıştı. Yılda bir verilen Ontario Priemers Ödülü için 2001 yılında George Brown tarafından yeni teknoloji bilimleri alanında verilen ödül için seçilen 5 adaydan biri oldu. Nefes Analizi yapan bir cihaz dizayn ederek 400'den fazla hastalığın teşhisine yarayacak bu mühendislik çalışmasıyla dikkatleri üzerine çekti. Yılmaz Alimoğlu bilimsel çalışmalarının yanısıra edebiyata da büyük ilgi duyuyor. İngilizce kaleme aldığı Girdap isimli romanı Türkçeye çevrilen Yılmaz Alimoğlu’nun bu röportajını ilgiyle okuyacağınızı ümid ediyoruz..

Kanada'ya geldiğinizde İngilizce bilmiyor ve bilgisayardan anlamaz iken nasıl bu aşamaya geldiniz?

Y.A.: Türkiye'den aldığım elektirik mühendisliği egitimi İngilizce bilmediğim için işime pek yaramadı. Birde Türkiye’de ki elektirik mühendisliği ile Kanada’ daki elektirik mühendisliği terimlerinin anlamları farklıdır. Çok genç yaşta geldiğim için kendimi önce güzel eğitmek istedim, bunun içinde zamanım vardı. Önce çok iyi derecede İngilizce öğrenmeye karar verdim, gerçekten dil öğrenmek için arzu ve isteğim vardı. Sıradan kurslarda istediğim verimi alamadığım için Üniversitenin dil kursunda İngilizce eğitimimi tamamlamaya karar verdim. Geceleri Coffee Shop (coffee time) ta çalışıp gündüzleri de okula gittim, bu tam 10 ay sürdü. Bilgisayar ve elektronik tasarım konusunda uzmanlaşmak nereden aklınıza geldi? Y.A: Coffee Shop’ ta çalışırken biriktirdiğim para ile aldığım en değerli şey bilgisayar oldu. Kullanmayı bilmediğim için oyun oynuyordum, sürekli çöküyordü, tamircilere her defasında 50 dolar ödemekten sıkılmıştım. Türkiye’de asıl okumak istediğim bölüm Bilgisayar ve elektronik tasarım mühendisliğiydi. Ama puanım düşük olduğundan İTÜ’de bu bölüme girememiştim. Bu durum bende hep bir ezikliğe sebep olmuştu ve okudugum bölümü sevmeyerek okuyordum. Çünkü asıl yapmak istediğim o degildi. Toronto Üniversitesi’nde kontrol sistemleri teknolojisi okumamla beraber artık bilgisayarı çok rahat kullanıyordum, çünkü tüm ödevlerimizi bilgiyasarda yapıyorduk. Evde kendim deneyler yapıyordum.

Kanada’da yaşamanın nasıl bir avantajını gördünüz?

Y.A: Kanada da yaşamanın güzel taraflarından biride deneyler yapmak için isteğiniz her türlü malzemeyi rahatlıkla bulma imkanınız var. İnsan deney yaptıkca malzemelerin gerçekten nasıl çalıştığını ancak anlayabilir; bazen çok basit görünen bir sorun sizi aylarca uğraştırabiliyor; asıl soruna inmek bir süreçtir. Değişik programlama dillerini de öğrendim. Eğer tek başınıza bazı konularda çalışmak istiyorsanız sadece bir bilimi bilmek yetmiyor. Düşünce yapınızın şekillenmesinde neler etkili oldu? Tarihte yaşayan bilim adamlarının hayat hikayelerini çok merak ederdim ve devamlı okurdum. Beni çok etkileyen tarafları onların sadece büyük matematikci veya fizikci olmaları değil, aynı zamanda çok büyük filozof olmalarıydı. Bir de bir olayı anlamak için çok uzun süre konsantre olabilmeleriydi. Örneğin Newton, Leibniz gibi ilim adamları benim hayata ve olaylara bakış açımda çok etkili oldular. Hayat hikayelerini ve yaptıkları buluşları büyük bir zevkle okudum. Newton’un şu sözü çok hoşuma gider: “To myself I am only a child playing on the beach, while vast oceans of truth lie undiscovered before me. “ Leibniz bana göre ilk gerçek bilgisayar programcısıdır, o bu işleri 1600’ lerde yapıyordu. Onlar, soru sormaktan korkmayıp, aynı zamanda sordukları sorulara da çoğu zaman kendileri cevap bulmak zorunda kaldılar ve farklı buluşların yapılması için gelecek nesle yeni düşünme yolları açtılar. Teknoloji alanında yapılması gereken çok şey var ve bir gün iyi bir ekip kurup çalışmalarıma devam etmek istiyorum. Kafamda halen çözümlenmemiş çok soru var.

Mezun olduktan sonra iş bulmanız zor oldu mu?

Y. A: İlk işimi bulmam çok zor olmadı. 1996 yılında okul bitmeden iki hafta önce üç mülakat ve değişik testlerden sonra Scintrex’ ten iş teklifi aldım. Doğrusu sürpriz oldu, beni işe almazlar diye düşünüyordum. Bu arada kızım Zeynep doğmuştu, gerçekten paraya ihtiyacım vardı. Okul parasını devletten aldığım kredi ile ödediğim için maddi olarak zor günler yaşıyordum. İş tam zamanında imdatıma yetişti.

2001 yılında George Brown Sağlık Bilimi Teknolojisi alanında verilen ödülde projeniz neydi?

Y.A: Nefes analizi yapıp insan vücudunda ne tür hastalıklar olabileceğini teşhis eden cihaz dizayn ettim. Insanın nefesinde 400'den fazla hastalığa belirti olabilecek kimyasal moleküller mevcuttur. Bir kişi hastalandığı zaman nefesi normal halinden farklı kokar; kokuya sebep olan ise nefesteki moleküllerdir. Her hastalığın kokusu farklı olur, bunu kendinizde farketmişsinizdir. Her değişik tip moleküle farklı bilgiler yüklüdür ve önemli olan tam bir sistem geliştirip nefesteki molekülleri incelerken öldürmeden doğru teşhis koymaktır. Cihazın icat amacı böyle bir konsept mümkün mü, değil mi sorusuna cevap vermek idi. Tabii ki, cihaz elektronik olarak çok karmaşık yapıya sahip ve bir çok değişik dalda bilgi gerektiren bir husus; mesela kimya, biyoloji ve fizik gibi.

Sağlık farklı bir sektör, bu düşünce nasıl oluştu?

Y.A.: Düşüncenin oluşması, şöyle meydana geldi. Daha önce Atomic Energy of Canada (AECL- Kanada Atom Enerji Merkezi) ile ortak bir proje yaptık. Projenin amacı nükleer santrallerde reaktörlere yakın çalışan insanların vücudunaki tritium seviyesini ölçmekti. Radioaktif malzeme, tritium olarak geçer ki çok zehirli bir gazdır. Tritium aynı zaman da nüklear silahların başlıklarında kullanılan bir tür zehirli gazdır. Bu konuda bir cihaz geliştirmek için ben ve AECL’ deki uzman bir biyolog tam 12 ay çalışıp ürünü başarılı bir şekilde dizayn yaptıktan sonra, ABD ve Kanada’nın bir çok değişik noktasında testini gerçekleştirdik. Günde ortalama 14-15 saat çalışıyordum ve yaptığım işten zevk alıyordum. Bazı noktaların isimlerini dahi söylemem, bu doğru olmaz; çünkü devletin gizli tuttuğu ARGE birimleridir.

İnsan vücudundaki radioaktif miktarını ölçebilirsek, neden hastalıklar için böyle bir şey mümkün olmasın düşüncesine buradan mı vardınız?

Y.A.: Evet. Bu fikrimi direkt olarak şirketin o zaman ki CEO’ su ile paylaştım ve olumlu bir yanıt aldım. 300 sayfayı aşan bir proje hazırladım ve çalışmaya başladık. CEO’nun kendisi de son derece bilime meraklı bir fizikci idi ve böyle bir ürünün sağlık sektöründe devrim yapabileceğine inandığı için Caduceon diye bir şirket kurdu. Ürünün prototip konseptini başarılı bir şekilde Ontario Hospital Show’da gelen misafirlerede gösterdik ve bir çok kişi nefesini test etti. İki litre nefes alınıp test yapılıyor ve 3 dakika içinde sonucu veriyor. Birde test yapıldıktan sonra artık malzeme kalmıyor. Bu cihazın prototip konsepti bir gün tüm hastanelerde ve kliniklerde kullanılacak. Tabii ki sağlık sektöründe böyle bir cihaza karşı ciddi bir tepki var. Çünkü artık bir çok idrar ve kan testi yapan şirketler zamanla yok olacak. Bu aynı zaman da bir çok insanın işini kaybetmesi demektir. Devletlerin böyle bir düşünceyi kabullenmesi lazim ki, normal bir cihaz olarak ruhsatı alınabilsin. Yeni buluşların önünü tıkayan piyasayı kontrol mekanizmaları bulunuyor. Yılmamak lazım. Şu an bu düşüncenin benzeri üzerinde ARGE yapan büyük Amerikan şirketleri var. Yeni buluşlar peşinde koşmalıyız.

Sanırım sadece üniversite eğitimi ile kalmadınız; kendinizi nasıl geliştirdiniz?


Y.A. : Aktif olarak kendimi hem insan olarak hemde profesyonel olarak analiz edip eksikliklerimi hiç çekinmeden kabul edip kendimi geliştirmeye çalıştım. Birde çalıştığım şirketteki ilk müdürüm benimle düzenli olarak 3 ayda bir görüşüyor ve profesyonel olarak eksikliklerimi gidermek için bana bazı kritik konularda yardımcı oluyordu. Benim çok başarılı olup şirkete köklü bir katkımın olacağına çok derin bir inancı vardı ve zaman zamanda öyle düşündüğünü bana söylerdi. Görüşmelerden önce hep rapor hazırlar ve benimle bire-bir plan yapar, değişik kurslara gitmemi veya değişik konularda düşünmemi önerirdi; 35 senelik bir piyasa tecrübesi vardı, insan ilişkilerinde çok güçlüydü. Kendisini çok severdim. Kendisi iki sene önce vefat etti, en üzüntülü günlerimi yaşadım.

Ne gibi ek dersler aldınız?

Y.A. : Mesela tam gün çalışırken York ve Ryerson Üniversitelerinden bilgisayar programcılığı ve diğer mühendislik alanlarında 6 tane ders aldım. Dale Carnegie ve Canadian Management Centre’de insanın kişisel gelişimi ve proje yöneticiliği konularında bir çok dersler aldım. Daha sonra Minnesota Devlet Üniversitesi sisteminde İşletme yöneticiliği alanında programı okudum. Burada edindiğim bilgilerin bana çok faydası oldu. Bir işletmenin başarılı bir şekilde yönetilmesinin temellerini orada öğrendim. Bir başka değişle öğrenme aşkım halen devam ediyor. Artık okullarda eğitim görmek yerine daha değisik ortamlarda eğitimimi sürdürüyorum ve hiç bir zaman da bitmeyecek.

Ülkemizin ARGE alanında gelişmesi için atılması gereken adımlar nelerdir?

Y.A.: Bu konuda çalışmak isteyen bilim adamlarına üniversitelerimizde ve hatta bazı şartlar dahilinde özel şirketlere daha geniş imkanlar sunulmalıdır. Buradaki devletler yeni ürünlerin geliştirilmesi ve icatların yapılması için sistematik olarak ARGE yardımı adı altında programlarlarla milyarlarca dolar finans yardımı yapıyorlar. Özel şirketlere ve üniversitelere ve bunun yanında diğer bir çok kolaylıklar sağlanıyor. İnşaallah birgün Türkiye’de de bu işler daha sistematik ve geniş çaplı yapılır. Geniş çaplı ARGEler yapmak Türkiye için şarttır ve meyvelerini ekonomik olarak kat kat ileride alacaktır.